Daha Kaliteli Bir Nesil İçin Nasıl Bir Eğitim Sistemi Gerekir?

Daha Kaliteli Bir Nesil İçin Nasıl Bir Eğitim Sistemi Gerekir?

Eğitimdeki en önemli husus bilgiyi veren kişi ve bilgiyi verme şeklidir. Buradan da varılması gereken husus şudur ki öğretmen yeterli düzeyde ve kalitede öğrenim gördüğünde öğretme becerisi yeterli bir düzeyde olduğunda ve kendini geliştirme süreci devamlılık kazandığında eğitim önemli bir mesafe kat ediyor. Eğitimcinin öğrenciye öğretme becerisi üniversitelerde gördüğü teorik bilgilerle ne kadar mümkün oluyorsa günümüzde görülen eğitimde o kadar kaliteli oluyor.

21 22 yaşlarında yeni mezun bir öğretmen yetişkinliğe henüz adımını atmışken sabır anlayış sakinlik gibi kişisel özellikleri geliştirmeye ne zaman vakit bulabilecek! Neden kısa süreli bir staj döneminden sonra öğretmen olduğu sonucuna varılabiliyor. Ki burada unutulmaması gereken bir hususta öğretmenin staj yaptığı öğrencilerin gördüğü eğitimin bir amatörlük ürünü gibi görülmemesidir. O öğrencilerin suçu ne? Bunun yanı sıra birçoğumuz yaşamışızdır ki belli bir yaşa gelmiş deneyimli olan eğitimci, belli bir bilgi birikimine sahip olmasına karşı öğrencilere öğretmekte, kavratmakta oldukça Daha Kaliteli Bir Nesil İçin Nasıl Bir Eğitim Sistemi Gerekir?yetersiz kalıyor. Bunun sonucu maalesef öğrencilere mal ediliyor.

Okullara yapılan denetimler bu durumları ne düzeyde değiştiriyor bilinmez çünkü gelecek olan denetimden okul haberdar çocuklar bilgilendirilmiş öğretmen hazırlıklı oluyor. Denetim eğitim sistemini belli bir standardın üzerine çıkarsaydı şüphesiz Finlandiya da kullanılırdı. Çözümü yine aynı ülkede görmek basittir. Öğretmenin aldığı daha uzun süreli daha iyi bir eğitim bu sorunu bir nokta da çözer bunun yanı sıra sürekli değişen sınav sistemlerinin kullanıldığı ülkemizde okullardaki yetersiz eğitimini tamamlamak için bulunan dershane kurumları kapatıldı. Fakat bunların kapatılması okullardaki eğitimi düzeltmedi. Peki ya Devlet kendi dershanelerini kursa…

Düşünelim, para tuzağı dershanelerin yerine sadece cuzi ücretler karşılığında devlet dershaneleri olsa çocuklarımız burada sınava hazırlansa buralarda ki öğretmenlerse yeni mezun stajyer öğretmenlerimiz olsa asıl mesleklerine birkaç yıl süreyle burada hazırlanıp pratik kazansalar… Yıllarca sadece sınav sistemine göre çalışmış olan öğretmenlerin kalitesinin eğitim sistemini nasıl iyileştireceğini bir düşünün!

Eğitim Sisteminde Değişim Kavramının Rolü

Eğitim sistemindeki kalite köklülükten gelir. Eğitim sistemi bir teknoloji ürünü değildir, sürekli tümüyle değişmesi gerekmez. Elbette ki gelişen şartlara uygun iyileştirmeler yapılmalıdır. Fakat ülkemizde görüldüğü üzere neredeyse her yıl yeni bir sınav sistemi gelmekte. Veliler bir yana dursun öğrenciler bile yıl sonunda neyle karşılaşacaklarını bilemez haldeler. Sürekli bir denekmişçesine sınava tutulmanın yanlışlığı şöyle dursun birde sürekli yapılan değişimler iyice akıl karıştırmış durumda. Neden çocuklarımız kendini sürekli ispatlamak zorunda? Neden rekabeti çocukken öğrenmek zorundalar? Üzerlerinde böylesine bir baskı kurulmasının nedeni ne? Neden psikolojileriyle bu denli oynanıyor?

Bizim gibi genç nüfusu fazla olan bir ülkede eğitimde belli bir zaman sonra rekabetin oluşacağı aşikar ne tüm gençliğe yetecek iş imkanı nede tüm gençliği okutacak üniversite kapasitesi mevcut. Kaldı ki zaten tüm gençlikte okuma çabasında olacak değil. Ülkenin okuyan okumayan her insana ihtiyacı var. Fakat bu rekabet ilkokuldan liseye geçişte yapılacak bir sınav notunun ve diploma puanının ortalaması şeklinde yapılabilir. Bunun için 3 yıl boyunca çocukları böylesine bir baskı altında tutmanın mantığı yok.

Yaş ve Eğitim

Eğitim kalitesinin düşük olmasının bir diğer nedeni de yaştır. 6 yaşında anaokuluyla başlayan zorunlu eğitim sürecinde çocuklarımızdan bir birey gibi çalışıp anlayabilmelerini bekleriz. Onları sorumluluk altında ezer ve kendilerini güvende hissettikleri evlerini bir ödev kalıbına sokar aileleri onlara baskı yapmaya zorlarız. Evleri çocukların özgürce davranabildikleri ortamları olmalıdır.

Daha 7 yaşında başlayan serüvende böylesine katı olmamalıyız. Bu eğitim sistemi çocukları daha ortaokula gelmeden sanki hapiste gün sayarmışçasına bu okul ne zaman bitecek algısına itiyor ve başarıyı düşürüyor. İlk iki üç sene çocukları günlerini yarı oyun yarı dersle geçirmelidir sadece anaokulu çocukları oyundan okula geçirme evresine yetmez. Bunun yanı sıra çocukları okulda ders yaptıkları yetmezmiş gibi eve ödev gönderilerek daha da zorlanmamalı. Ödev de derste okulda olmalıdır.

İyileşme ve Eğitim

Ülkemizde eğitimde yapılan iyileşmeler oldukça yavaş olmasının yanı sıra malesef kime göre iyileştirici olduğu da tartışılır. Her sene değişen sınav sistemiyle aklı karışan öğrencilerin yeterli eğitimi alamayıp güvendikleri dershanelerinde kapatılması cabası (eğer kapanan dershanelere karşılık belediye kurslarında ki ücretsiz eğitimler gösterilecekse bildiğiniz üzere çok küçük bir azınlık bu kurslara kura yöntemiyle girebiliyor). Bunun yanı sıra sınavlara yapılan akıl almaz ilaveler,(bu sene ki piyangomuz milyonlarca öğrencinin gireceği TEOG sınavında ki klasik sorular kime göre neye göre cevaplandırılacağı uzun tartışma konuları yaratacak) verilen eğitimle sınav da sorulanın tek ortak yönünün konu başlığı olmasıdır.

Burada beklediğimiz iyileştirmeler özetlemek gerekirse yerleşmiş bir sınav sistemi, daha donanımlı eğitimciler ve ilkokulda daha az sorumluluk yüklenmiş çocuklar ve zamanla dallara ayrılan öğretimde öğrenci yeteneklerinin de dikkate alınmasıdır. Bu şekilde gelişen nesil çocukluğunu yaşamış sorumluluklar altında özgüvenini yitirmemiş eğitimden soğumadığından hayat boyu öğrenmeye ve gelişmeye açık yetenekleri doğrultusunda bir eğitim gören ve iyi bir eğitim olan bireylerdir.